Art4Critic
Rönesans sanatı çok gerilerde kaldı ve Rönesans’tan beri de dünya çok değişti… Görsel sanatların bugün geldiği noktaya bakarsak, dün konuşulan ve yazılanların da modası ve günü geçmiş değerlendirmeler olduğu göze çarpmaktadır…
Sanatta tasarım bana göre geçmişte sanat açısından önemli kılınıyordu fakat şimdilerde, eserin ortaya çıkarılması için düzenlenecek olan tasarım eskizi, dekoratif bir çalışmaya hazırlıktan başka bir şey değildir…
Görsel sanatların içinde yıllarca yoğrulmadan ortaya konulacak olanın gerçekten sanat mı yoksa tasarlanarak ortaya konulan bir dekoratif unsur mu olduğuna karar veremiyorsun…
Okuldan yeni mezun olmuş öğrencilere baktığımızda, çoğunluğunun sanatın geçmiş dönemlerine bakarak bir şeyler ortaya koymaya çalıştığını, sanatın ne olduğunun ve neler yapmanın sanat olabileceğinin, pek farkında olmadıklarını görüyoruz…
Oysa sanatçı yaşadığı duygularının, hissettiklerinin sanatına nasıl yansıyabileceğinin farkında olabilendir…
İki kontör çizgi çizerek içini boyamakla sanat yaptığını zanneden sanatçı adayı şunu bilmelidir ki, yaptığı gerçek bir sanat değil, günümüze göre göz boyamaktan öteye gitmeyen bir çabadır… Genelde bu değerlendirme sadece ülkemiz sanatçı adayları için değil tüm dünyada bugün sanat alanında çaba gösteren sanatçı adaylarını da kapsamaktadır…
Bakıyorsunuz dünyanın en önde gelen müzayede firmaları kataloglarında çok genç sanatçıların eserlerine büyük rakamlar yükleyerek sanata yatırım yapmayı amaç edinen para babalarına satmayı amaç ediyorlar… Sanata yatırım yaptığını zanneden koleksiyoner veya sanat yatırımcısı, aslında gerçek sanatın ne olduğunu pek yorumlayamadığı için, önüne ne konulursa ona inanarak parayı bastırıyor… Satışı yapan firma da önemli bir sanatçı yakaladığı inancına giriyor ve bakıyorsunuz henüz piyasaya sunulan bir isim, büyük rakamlarda satışlar elde edebiliyor… Ta ki satın alanların hevesi geçene kadar… Sonra o eserler alıp satanların eline geçiyor ve bakıyorsunuz sanat piyasamız(!) bu sanat tacirleri ile yapılandırılmaya çalışılıyor…
Peki bu satılanların önemli olduklarına kimler karar veriyor? Birtakım okullardan mezun olarak kendilerine otoriter unvanlar verenler mi? Yoksa ticari amaçtan öteye gitmeden sanat yayıncılığı yapan dergilerde yazanlar mı? Elbette bu saydığımız çevrelerden sanatı dört dörtlük yorumlayabilen ve günümüze indirgeyen isimler de bulunmaktadır fakat bu isimlerin yüzde kaçı dikkate alınmaktadır, bilinmez…
Dünya sanat tarihinin içinde bulunduğumuz yılların çok sonrasında yazılabildiğine dikkat çekersek, bugün şişirilen ve büyük paralar ettiği iddia edilen ve büyük paralara eserleri satılan sanatçıların, gelecekte çok önemli olmadıkları da vurgulanabilir. Çünkü dünya eskisi gibi değil artık.. Her geçen gün çok yeni bir boyuttan bakılıyor sanata ve insan yaşamına…
Örneğin tıp alanını ele aldığımızda, nasıl ki kuduz aşısını bulan Louis Pasteur ile bir pratisyen doktor bir tutulamıyorsa, sanatta da, bilinen tekrarları ortaya koyan biri ile Van Gogh gibi sanata yön vermiş olan sanatçı bir tutulamaz. Çünkü Van Gogh ortaya koyduğu sanatsal çalışmaları ile çağdaş resim anlayışının yaratılmasını sağlamıştır…
İşte günümüz dünyasında bu değişimler daha süratli bir şekilde oluşmaktadır. Nasıl ki dünün katılaşmış resim kurallarını Van Gogh yıkarak yeni bir çağdaş sanat anlayışının doğmasına öncülük etmişse, günümüzde de dikkate alınacak olan sanatçı ve sanatı çok iyi irdelenmeli, bir takım zenginlerin çok para vererek aldıkları sanat değil, gerçekten sanatsal değere ulaşabilmiş olan sanat araştırılmalıdır… Yüksek sanat ile sanatın birbirine karıştırıldığı günümüzde, profesyonel ile profesyonel olmayan sanatçılar nasıl ki birbirinden ayrılıyorsa, gerçek sanat yapan sanatçılar ile sanatını paraya çevirebilmek için türlü oyunlara giren profesyonel sanatçılar da birbirine karıştırılmamalıdır… Çünkü sanatı salt para amaçlı düşünen birinin gerçek bir sanat ortaya koyabileceği de düşünülemez… Çünkü sanatı satın alanlar, sanatçıyı da mal üreten biri gibi görmekten geri durmazlar… Sanatı satın alarak kazanç amaçlı ticaret yapanlar ile, sanatı irdeleyerek yüksek sanatı belirleyip alan koleksiyonerler bir değildir… Birisi aldığı sanat eserini albenisi olmasına bakarak satın alırken, gerçek koleksiyoner farklı bulduğu sanata odaklanarak, edindiği koleksiyonu ile her gün ayrı bir mutluluk yaşamaktadır… Ülkemizde burjuva kesimi olmamasına rağmen gerçek sanat sever koleksiyonerlerin sayısı hiç de az değildir… Bu koleksiyonerler saptadıkları sanatı edinerek yarınların sanat tarihine bir hizmet amaçlamış olmaktadırlar. Bu koleksiyonerlerin edinmiş oldukları sanat eserlerini kendilerinden kolay satın alamazsınız. Çünkü gerçek koleksiyıoner inanarak edinmiş olduğu sanat eserine bir yerde aşık olmuştur ve aşkını üç beş kuruş uğruna elden çıkarmaz… İşte bu yüzden ülkemizde bulunan müzayede firmalarının müzayedelere çıkardıkları sanat eserleri arasında,yüksek sanatı içeren işleri pek göremezsiniz… Çünkü gerçek koleksiyoner sanatı alınıp satılan bir mal gibi değil, sahiplenilen bir eser gibi görür ve sahip çıkar…
Ülkemizde görsel sanatlar konusunda dünya sanat platformuna çıkacak bir sanatçımız olmadığına inananlara şunu demek gerek, sahip çıkıldı da mı sanatçılarımıza ki o platforma giremediler… Hiç mi yok yani 83 milyonluk ülkemizde üstün sanat yapan veya yapabilecek bir yetenek… Yani bugün Batı’dan sunulan isimlerin hepsi mi üstün yetenek? Bence sanat açısından masaya yatırıldığında dünya sanatına bir katkıda bulunmamış olan fakat Batı tarafından şişirilerek sanata mal edilmeye çalışılan bir çok gereksiz yetenek yüzünden, gerçekten sanatta değer olabilecek isimler karanlıkta kalıyor…
Bugün karanlıkta bırakılmaya çalışılan sanatçılar, geçmişteki bir çok sanatçılar gibi sonradan keşfedildiklerinde hiç mi utanmayacak ülkemizin sözde sanat piyasası… Bence bir başka sorunumuz da, körler ve sağırların birbirlerini ağırlaması olarak karşımıza çıkıyor. Sanat piyasamızda bir türlü yok edilemeyen kayırmalar, kıskançlıklar, görmezden gelmeler yüzünden, ülkemiz görsel sanatları da iyice çıkmazın içine gömülmektedir… Şu Corona günlerinde bile ülkemizde sanatçısına sahip çıkan bir yönetim de yok… Sanat eseri üreterek yaşamlarını sürdüren görsel sanatçıları dikkate alan yok… Atölyelerinin kirasını ödeyebiliyorlar mı diye düşünen de yok…Garsonlar, berberler gibi gündelik çalışanlar bile dikkate alınırken, sanatçı kendi kaderi ile baş başa bırakılmıştır… Yine de Corona krizinden en kazançlı çıkacak olanlar sanatçılar olacaktır çünkü onlar sürekli üretebiliyorlar… İster Corona ister savaş olsun sanatçı üretmeden duramaz…
MEKANİK YORUM