“sanat tarihçi fakat gerçek sanatı görmeyecek kadar kör. Sanat eleştirmeni, yazarı fakat kör taklidi yapıyor. Galerici o da hırsından kör numarasına yatabiliyor çünkü ayırımdan, ayırımcılıktan yana koşuyor,”
Meslekler, kariyerler vardır farklı davranışlar gerektirir. Örneğin bir polisin rüşvet alması mesleğinde yüz karasıdır. Aynı zamanda bir doktorun ettiği yemini hiçe sayarak tıp alanında herhangi bir yanlışa göz yumması da yüz karası olarak yorumlanır ve bunun hukuka göre de cezası vardır.
Bu konuda sayısız örnekler vermek mümkündür. Fakat konumuz sanat olduğu için burada örneğin görsel sanatlar alanındaki kariyer sahiplerinin görevlerini nasıl kullanabileceklerini masaya yatıracağım; bir galerici sanatçıyla anlaşabildiği şekilde bir yüze ile çalışabilir. Fakat günümüzde sanatçıya ver parayı sana sergi yapalım ve senin tanıtımına soyunalım diyen galericilerin sayısı oldukça fazladır fakat bu galericilerin para gücüyle temsil ettikleri sanatçıların sanat tarihine kalabilmeleri olanak dışıdır. Çünkü eğer ki bir sanatçı gerçekten sanat tarihine kalıcı işler yapıyor ve yeniliklere imza atıyorsa, o sanatçıdan gerçek bir galeri para talep etmez ve sponsoru olur ki o sanatçıyla çıkacağı yolda yükselsin.
Küratör sergi düzenleyicisidir. Bir sergiyi her boyutu ile dizayn eder ve karşılığında mutlaka emeğinin karşılığını almalıdır. Sanat eleştirmeni de öyle. Yazdığı yayından karşılığını almalıdır. Eğer ki bir sanat eleştirmeni yazacağı sanatçıdan para talep edebiliyorsa bu affedilir bir şey değildir. Çünkü o yazdığı yazı tarafsız olamaz. Ülkemizde ise bu konu farklı algılanıyor; sanat eleştirmeni yazdığı yayından veya gazeteden para alamıyormuş bu yüzden de ya galericiden veya sanatçıdan para talep etmeliymiş. İşte hata burada yapılmış oluyor, sanat eleştirmeni parayla yazı yazıyorsa onun yazdığı eleştiri tarafsız olmadığı için de değersizdir. Çünkü para karşılığı gerçek eleştiri yapılamaz. O zaman sanat eleştirmenliğine soyunan kişi bu işten para kazanamıyorsa, eleştiri değil sanatçıyı övdüğü için para aldığını da ifade etmelidir.
Aslında görsel sanatlar alanında ülkemiz diğer ülkelere göre karmaşık bir farklılık sergilemektedir bunun da nedeni, sanat piyasasında görsel sanatları derinine bilen ve güncel değerlendirebilen dürüst kişilerin sayısının çok, çok, çok az olmasıdır.
Konumuz sanat tarihçisini yorumlamak olunca da ülkemizden eşi olmayan farklılıklar gözetliyoruz; örneğin ünlü bir sanat tarihçimiz diye adı duyulmuş. Fakat irdelediğinizde 5 bin TL den aşağı sanatçı için yazı yazmıyor. Diğer taraftan da öteden beri tuval resmi bitti bitiyor diye de yaygarasını eksik etmiyor. O zaman günümüzde olan sanatı değerlendir denildiğinde, bir sanat tarihçi olarak görmezden geliyor ve yazı yazması için de para talep ediyor. Sanki görsel sanatçı ülkemizde çok büyük paralar kazanıyor ve garibim o paradan hisse almanın peşinde. Hadi oradan sen sanat tarihçi isen ve de çalıştığın kurumdan maaş alıyorsan veya emekli isen, sanat tarihçiliğinin etik kurallarına saygılı olup, ayırım yapmadan ve yapılan ayırımlara göz yummadan mesleğinin, kariyerinin gerektirdiğini ortaya koyarsın.
Ülkemizde, gerçek sanat eleştirmeni yok, samimi olarak araştırarak yazan gerçek sanat yazarı da yok denecek kadar az (Olsaydı bugüne kadar ortaya koydukları eylemlerinden bilirdik) , gerçek küratörler var. Az da olsa gerçek galericiler var. Gerçek müzayede şirketleri de çok,çok,çok az. Elbette bunlar olmayınca veya çok az olunca da gerçek sanatçının ortaya çıkarılması da gelecek perdeye kalıyor ki, o tiyatro perdesi de görsel sanatlarımızda hiç açılmayacak gibi. Çünkü sanat tarihçi, fakat gerçek sanatı görmeyecek kadar kör. Sanat eleştirmeni, yazarı fakat kör taklidi yapıyor. Galerici o da hırsından kör numarasına yatabiliyor çünkü ayırımdan, ayırımcılıktan yana koşuyor, dur diyen de yok. Çünkü ticaretteki serbest piyasa fikrini sanata taşımış, “istediğime önem veririm istediğime vermem. Ben görsel sanatlar piyasasında kazanacağım parayı sanatçıdan önce görürüm, bana ne sanatta önümüzün açılması.” gibi düşünebiliyor.
Birisi bu eleştiriden sonra ortaya çıkıp, ülkemizdeki sanat piyasasında işlerin dürüstçe yürüdüğünü iddia edebilir mi? Buyurun burada yanıt hakkı da doğdu, varsa söyleyeceğiniz, noktasına virgülüne dokunmadan yer vereceğiz.

