CONTEMPORARY İSTANBUL 2021

Duygu Yaşam- (Eleştiri)

Neslihan Süsleyici- (Haber, fotoğraflar)

Contemporary İstanbul bu yıl yeni yerinde, İstanbul tersanesinde kapılarını açtı. Haliç bölgesinde olan yeni fuar mekanında, Art Ankara’dan beri geçen zaman içinde herhangi bir değişiklik göze çarpmadı. Sanki aynı değerde işler ve aynı galeriler, sanatçılar derken, yine görsel sanatlar konusunda farklılıklara rastlamadığımız bir fuar yaşıyoruz.

Fuarda yer alan yabancı galerilerin de sanat severleri ve koleksiyoncuları şok edebilecek bir sunumlarına rastlanamıyor. Fuarda, ne yazık ki başka sanatçıların benzerlerine de rastlayarak, “Bu ne ya” demekten kendimizi alamıyoruz. Örneğin Adrian Ghenie,Joseba Eskubi ve Ohlen gibi sanatçıların benzerlerini özgün çalışmalar olarak sunan bir yabancı galeri, aynı zamanda Franz Kline benzeri bir sanatçıya da fuarda yer vererek sanki özgünmüş gibi sunuyor.

Contemporary istanbul çağdaş sanat fuarında gönül isterdi ki, dünya çapında sanatsal açıdan bilinen galeriler de yer alabilseydi. Salt ticari düşünen, dünya çapında herhangi bir sanatçıyı temsil etmeyen al satçı galerilerin katılmasıyla, ülkemiz sanatının da önünün açılacağını pek düşünemiyoruz.

Genelde genç sanatçılarla katılan yerli galerilerimizde yer alan bazı önemli genç isimler var bunları daha sonraki yazılarımızda ele alacağız. Genç sanatçılarımızın bir çoğu, ne yazık ki, sanat üretmekten çok, ürettiklerini nasıl satabilecekleri konusunda sanki eğitilmişler; okulu bitiren koltuğuna tuvalini vurduğu gibi sanatını pazarlamaya soyunuyor. Oysa, Dali ne demiş, “sanatçı 8 yılda yetişmez” ki bu doğru bir laf. Gerçek sanatçı ömrünü verir sanatına ve onun geleceği, ilk devrelerinden kendini belli eder ve belli bir deneyime eriştiği zaman da, baş yapıtlarına imza atar.

Şimdiye kadar o kadar çok sanata soyunan isim gördük ki, bugünlerde onların adlarını bile hatırlayan pek yok. Silinip gittiler. Çünkü sanat değil, sanatın getireceği paranın peşinde koştular ve yoruldukları zaman da sanatı bırakma kararı aldılar.

Sanat yolunda ısrarcı olması gerekir sanatçının, kendiyle yarışması hatta kendiyle savaşmasıdır sanatçının eser üretebilmesi…

Son yıllarda ülkemizdeki sanat fuarlarının sayısı arttıkça, sanki sanatta da bir gerileme yaşıyoruz ve bunun nedeni de, görsel sanatların paraya endekslenmesi ve algı yaratılarak şişirilen isimler üzerinden, kazanç elde edilmesi. Aklımıza gelebilecek her türlü maniplasyonun yaşandığı görsel sanatlar piyasasını doğru kurmak gerekiyor. Yoksa bir tarafta sanat fuarları, galeri sergileri derken, diğer tarafta sanki sanat piyasasında sanatın değerlendirilmesinin uzmanları(!) olarak kendilerini görmeye alışan bazı müzayede şirketleri ile ancak bir karmaşa kültürü yaşar, bir türlü işin içinden çıkamayız. O zaman, ülkemizde sanatı öncelikle paragöz sözde sanat tacirlerinden kurtarmak, gerçek sanat tacirlerini yaratmak gerekiyor ki, sanatçı sistemli bir sanat piyasasına kavuşabilsin…

Gelecek günlerde Contemporary İstanbul ile ilgili leşetirlerimizi sürdüreceğiz, bizi izlemeye devam edin lütfen!

Yorum bırakın