KAVRAMSAL SANATTA BİR GARİP DURUM…

 Vahap Avşar ve Nur Koçak, Yücel Dönmez’in 70’li yıllardaki projesini nasıl sahiplendiler…

Yücel Dönmez

Genç bir Tatbiki Güzel Sanatlar öğrencisiyken, ülkemin şanlı ordusunun Mehmetciklerinin korku saçan, savaşçı yürekler taşıdığı imajının aslında, sıla hasreti çeken, sevgili hasretiyle yanan ve vatanını korumaktan başka amaçları olmayan yürekler olduğu gerçeğini bir proje ile vurgulamak istedim…

Bugün ünlü bir doktor olan Alkan Yıldırım projemde olan modellerden biriydi ve genç bir tıp öğrencisiydi o zaman. Henüz hayatta olan bir çok arkadaşım da projede yer aldı…

Projenin amacı, Mehmetcik kavramını aile hasreti ve duygusal gurbetlik olarak ele almak ve askerimiz ile ilgili olarak anılan savaşçı imajını, biraz olsun yumuşatabilmek ti… Bir kartpostal firmasının sahibi olan hemşehrime projemi anlattım ve kartpostal olarak piyasada da bulunmasını arzu ettiğimi belirttim ve çok ilginç bulduğu için, kabul etti. Fakat, TSK dan uyarı gelince, bir müddet sonra piyasada satışını durdurdum ve dava açılmaması için, projenin fotoğraf çalışması olarak kalması kararına vardım. Proje o zaman kavramsal sanat gündemde olmadığı halde, kavramsal açıdan benim için mükemmel bir çalışma olarak kaldı. Ve toplumda kısa da olsa yarattığım imaj sanat çevresi tarafından da takdir edildi…

SANAT DERGİSİNİN KAPAĞI (Fotoğraf,Yücel Dönmez)

ART ASIA PASIFIC (UZAK DOĞU’NUN SANAT DERGİSİ) Fotoğraflar:Yücel Dönmez

Vahap Asvşar adındaki bir kavramsal sanatçı önce NewYork’ta daha sonra da Arter istanbul’da sergilediği fotoğraflarım için, Uzak Doğu sanat dergisine verdiği röportajda, kart postalların sanat olmadığını ve kendisinin sanat yaptığını iddia etmiş… Ayrıca bu üstün vasıflı(!) sanatçı, Kolekta adlı internet sitesinden de bazı kart postal fotoğraflarımı tanesi 15 bin TL den satışa çıkarmıştı ve Kolekta’yı arayarak kaldırttım…

Vahap Avşar benim fotoğraflarımı kart postallardan bir buçuk metre gibi büyüttürerek sergilemiş ve satışa sunmakta tereddüt etmemiş..

arter 7.tif

Sanatçımızın, Kolekta’da 15 bin TL den satışa sunduğu Yücel Dönmez fotoğrafı 🙂 Bu fotoğraftaki modeller, Tatbiki Güzel sanatlardan Bahir Tunca ve Yeşilçam’dan Senar Seven…

Üstelik 1972 tarihinde Tatbiki Güzel Sanatlar 3 üncü sınıf öğrencisiydim ve de kart postalların arkasında fotoğraf Yücel Dönmez yazıyordu. İnsan merak edip Google dan araştırarak, Yücel Dönmez’in kim olduğuna bakmaz mı… Aslında henüz bir sanat öğrencisiyken bu fotoğraf projesi benim kavramsal açıdan ilk projem değildi 🙂

Bu kavramsal takılanların, yol gösterici sanat uzmanları acaba kendilerine, bir başkasının telif hakkı olan yapıtının izinsiz kullanılmaması gerektiğini öğretmedi mi…

Vahap Avşar İlk sergiyi 2010 yılında New York’da bir banka galerisinde açılmış ve sanatçının yayıncıdan elde ettiğini söylediği veya yayıncının çöpleri arasından elde ettiği dokümanların üzerinde İPDAL diye ibare varmış ve onu aynen, sanki ordu o fotoğrafları iptal etmiş gibi imaj vererek sergilemiş…TSK’nın öyle bir niyeti olsaydı, o modellere giydirdiğimiz, kara, hava ve deniz kuvvetleri üniformalarını kullanmak için bana izin verilmezdi ki, üniformaları Bakırköy İnzibat Komutanlığından, o zamanın komutanı Albay Şahap Atalay’ın izni ile kullanmıştım…

http://www.sanatatak.com/view/yucel-donmezin-izinsiz-kullanilan-fotograflari-tartisma-yaratti

DAHA ÖNCE SANAT ATAK TA YER ALAN KONUYLA İLGİLİ HABERİN LİNKİ…

Kavramsal sanatta intihallere alıştık da, bir başka sanatçının yapıtlarını alıp kendi malı gibi kullanan ve üzerinden maddi ve manevi rant elde eden birine,  sanatın hangi penceresinden bakmak gerekir düşünmeliyiz…

Bugün konuştuğum bir genç sanatçı arkadaşım bana, “acaba bu tür şeyler neden hep sana rastlıyor” diye sordu ve çok güldüm… Bana rastlıyor çünkü sanat açısından yaptığım her çalışmanın temelinde önemli bir felsefesi ve mesajı var bunu da hisseden başka  birisi, sanatın etik süzgecinden gerçek bir sanatçı gibi geçmemişse, “neden benim olmasın” diyerek, içindeki şeytana yenilebiliyor… Ayrıca Türk asıllı bir sanatçı olarak belki de dünyada ilk kapsamlı dijital kolaj kişisel sergiyi açan ve kamusal alanlara dünyada ilk kez büyük ebatta dijital-kolaj orijinal çalışmalar koymuş olan sanatçıyım ve ülkemde henüz 1986 yılında okul bitirmiş bir ismi ilk dijital sanatçımız diye lanse etmeye çalıştıklarında bizim sanat piyasamızın ne kadar çok kötü niyetli insanlara sahip olduğu imajını yaratmıştım kendimde, çünkü araştırmadan işkembeden atıyorlardı sonrasında ise suskunluktu yaptıkları… Burada bu tür karşılaştığım sorunları tartışmak istemiyorum çünkü başka bir platformda değinmek istiyorum…

Nur Koçak’ın Salt Galata’daki sergisi ve Yücel Dönmez fotoğrafları 🙂

Şimdi bu olayda ilginç olan bir başka boyut; Nur Koçak gibi ülkemizde kavramsal çalışmalar açısından ün yapmış bir isim de, aynı projeme bir şekilde takılmış ve o da projemin arkasındaki felsefesini ve mesajını hissetmiş olacak ki, Salt gibi kavramsal sanatın önemli merkezinde benim kartpostal fotoğraflarımı büyütürerek C Print yaptırıp, aynen Vahap avşar gibi sergiliyor fakat iki sanatçı da birbirlerinden habersiz olarak kullanmış oluyor projemi… Bu da projemin ne kadar cazip ilgi çekmiş olduğunun bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor…

Olayın bir başka boyutu da, Uzak Doğu dergisi, Art Asia Pasific acaba neden telif hakkına riayet etmemiş… Çünkü dergiye sanatçı tarafından fotoğrafların Hadiye Cangökçe tarafından çekilmiş olduğu belirtilmiş olacak ki, fotoğrafların bilgisinde Hadiye Cangökçe’nin fotoğrafları çeken diye adı geçiyor…

Buradan kavramsal sanatın Türkiye’deki sözcüleri gibi anımsadığımız, Sayın Vasıf Kortun, Rene Block, Ali Akay ve diğerlerine bir çift lafım olacak; Sizler her iddianızda sadece kendi fasit çevrenizdeki tanıdığınız genç isimlerle ülkemizde kavramsal sanatı körüklemeye çalıştınız… Oysa, sizler  daha sanatın içinde değilken, Yücel Dönmez ülkemizde öğrencilik yıllarında bile, çağdaş sanatın tarihini yazdı ve siz bunları araştırmamış olduğunuz için, bugün sizin öğrencileriniz işte böyle bir sorumsuzluk örneği setrgileyebiliyorlar…

Biraz sanata ve sanatçıya saygı gerekiyor ki, ülkemizde çağdaş sanatı da bir yere oturtabilelim…

Göstermelik sergiler, algıyla şişirilmiş isimler, kopyacılığa özendirmeler, intihali sanat saymak, görsel sanatlarda sanatı değil de parayı ön planda tutmak, ülkemiz sanat kuşağını yaratmaz aksine köreltir ve parayı sanatın önüne çıkararak, dünya sanatında ön sıralara yarışma hayalimizi  geride bırakır… Bu yüzden de Afrika ülkeleri sanatçılarının bile gerisinde kalarak,  sanat istatistiklerinde son sıralara adayız…

Şunu da bilmeliyiz ki, Batı’da çağdaş sanatta yapılan maniplasyonlar oralarda tutabilir çünkü, sanatın para ilişkisini Batı yönetiyor ve üçüncü dünya ülkelerindeki sanata da ancak çok yönlü bir özgünlük penceresinden bakıyorlar… Sizi o pencerede göremedikleri zaman da, işte böyle çıkmazlara sürüklenebiliyoruz…