SANATA YATIRIM YAPANLARIN ÇOK DİKKATLİ OLMASI GEREKİYOR…
Duygu Yaşam- (Art Critic)
Son zamanlarda görsel sanatlar piyasamızda sayıları giderek çoğalan Instagram müzayede firmaları ile birlikte, sanat eserlerini alıp satarak bu işi bir borsa havasına büründürmeye çalışanlar ve sanat koleksiyonu yaparak aynı zamanda sanata da yatırım yaptıklarını düşünen yeni kuşak koleksiyonerler. Buraya kadar her şey normal gözükse bile ortada algı yaratarak herhangi bir sanatçı ismini ve eserlerini hak edilmeyen bir şekilde yüceltmeye çalışan müzayede firmaları var…
Diğer tarafta kendilerini gerçek sanat galerisi gibi gösteren ve nedense bugüne kadar uluslararası sanat platformunda bir keramet gösteremeyen ve sadece sanat eserini bir şekilde satarak elde ettikleri gelire odaklanmış olan sözde, kavramdan uzak kavramsal kesim…
Bir ülkede iktidarlar değişir, sistem üzerinde yenilikler uygulanır ve bu durum kimin iktidar olduğu ile ilgilidir… Oysa görsel sanatlar piyasamızdaki bu sistem yok edilmedikçe, ülkemizin sanat imajı da bugün olduğu gibi dünya sırlamasına bile girmeyebilir…
Bu arada sanatçı kesimde, kendilerini adayacakları bir kaynak bulabilmenin yarışında salt eser satabilmeye odaklanmış olarak günü geçirmekle uğraşıyorlar…
DÜNYA KLASMANINDA NEREDEYİZ?
Görsel sanatlar ülkemizde, ülkenin sanat imajını yükseltmeye değil, algıyla göklere çıkartılan değersiz imajlara yönelmiştir… Günümüzde ülkemizde şöyle dünya çapında özgün işler ortaya koyabilen kaç sanatçı gösterebilirsiniz… İçinde hiç kopya eser olmayan bir müzemiz var mı? Adına müze dedikleri bu kuruluşlar sürekli koleksiyonlarını yenileyecek kaynak ve değerli kılabilecekleri sanatçı bulabiliyorlar mı… Bulamayınca da “nasıl olsa bizdeki x sanatçı bir yabancı ünlünün bire bir taklidi de olsa, onun gibi yapabiliyor ya o zaman müzeye koyabiliriz” denilerek müze değerine çıkartılan o X sanatçı, bir bakıyorsunuz ülkede hit olmuş…
İstanbul merkezli görsel sanatlar piyasamızda galeri kesimi birkaç parçaya bölünmüş, müzayede kesimi Artam’ın dışında ortaya prestij bir imaj koyamamış çünkü, bu firmaların başında sanatı bilen, değerlendirebilen ve ülkedeki görsel sanatlarımızın uluslararası bir seviyeye gelmesi konusunda kaygı duyabilen yöneticileri yok gibi. Böyle olunca da sanatçıların ne yaptıkları, sanatta nerede bulundukları ve kimin değerli, kimin sıradan kılınacakları birbirine karışmış oluyor…
GÖRSEL SANATLAR, KAPİTALİZMİN KORKUNÇ DİŞLİLERİ ARASINDA SIKIŞMIŞ…
Bazıları sanat bitti diye kesin konuşurken aslında sanatın bitmediği fakat sanatın kapitalizmin korkunç dişlileri arasında un ufak edilmeye çalışıldığı bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor… Bugün mağara devrinde duvarlara yapılan sanat eserlerinin amacı para kazanmak mıydı? Değildi elbette. O sanatçıların amacı, günlük yaşamış olduklarının verdiği heyecanla, içlerinden gelen sanat duyarlığını, imajlar ile ortaya koyarak, bilmeden gelecek nesillere haberler uçurmuş olmaktı… Bugün ise sanat sanatçıya ve pazarlayıcısına para kazandırmak amaçlı görüldüğünden, sanatın bu kesiminde sanat bitmiş, sanat paraya dönüştürülerek, başka bir alana itilmiştir…
Sanat eğer ki yenilikler, yeni uygulamalar ve yeni felsefeler ortaya koymaksa, bu amaçları ilk başaranlar sanatın değerleridir, sonradan onların izlerinde yürüyenler ise, dıdının dıdısı 🙂 sayılabilirler…
Herhangi bir sanatçıyla aynı duyarlığı hissederek sanat yapmış olan fakat ortaya tamamen değişik farklı eserler ortaya koyarak bir yeniye damga vurmuş olanları da sanat tarihinde görmek mümkün…
TÜRKİYE’DE MÜZELERDE DÜNYA MÜZELERİNDEN BENZER SANATÇILAR GÖREBİLİYORUZ…
Tüm dünya görsel sanatları açısından düşündüğümüzde, bizde yaşadığımız olayları başka ülkelerde de görüyoruz. Fakat Batılı ülkelerin çoğunda, bir yere gelen sanatçıların ortaya hem fikir hem de mesaj ve görsel açıdan farklılıklar koyabildiklerini ve bu nedenle de isim olduklarını görüyoruz…
Bir Amerikalı arkadaşım İstanbul’da müzeleri gezdiğini ve çok çeşitli yabancı ünlü sanatçıların benzerlerini gördüğünü söyledi. Yani kimse yutmuyor. Siz müze diye yola çıkıp, Turkish Twombly yaratırsanız, yabancı bunu anlar…
Bugün ülkemizde algıyla popüler kılınmış olan ve eserleri ülkemize göre hatırı sayılan paralara satılan sanatçıları masaya yatırdığımızda, inanın en az yüzde doksanı sınıfta kalır ve yüzde 8 i de eh işte klasmanında yer alır ortaya belki yüzde 2 ümit verir bir sanat çıkar…
Bazıları diyeceklerdir ki, çok katı yazmışsın. Doğrudur da zaten bugüne kadar gerçekleri katı bir şekilde vurgulamış olsaydık, bugün görsel sanatlar piyasasının dünya klasmanında bizi de sayabilirlerdi…
Genç sanatçıları çağın gerektirdiğini algılayabilmeleri için yönlendirmeliyiz. Güzel sanat fakültelerindeki eğitim hakkıyla verilmeli ve bu fakültelerde ders veren hocalar kendilerini sanatçı ortamına değil, eğitim ortamına adapte etmelidirler. Hocanın gözü sanat yaparak sanattan para kazanmak sa, o zaman eğitimi bırakıp sanata yönelsin ki, sanatsever kesim de ,”hocadır iyi sanatçıdır” fikriyle hareket ederek bir yanlışa düşmesin… Bugün bazı sanatçılar için sanat kariyerlerini, prof v.s gibi duyuruyorlar ve sanat kesimi de sanki bir sanat profesöründen çok iyi bir sanatçı çıkarmış algısına kapılıyor ve bu yanlış…
SONUÇ: Instagram müzayede firmaları şapkalarını önlerine koyarak iyice öz eleştiri yapmalıdırlar. Değerli sanatçıları göz ardı edip, değersizleri sanat yatırımcılarına pompalamak, görsel sanatlar piyasasını da çıkmaza sürükleyecek ve bu işten gelecekte birçok insan zarar görecektir…
Öncelikle Instagram müzayedeleri, etik davranarak gerçeklere odaklanabilen sanat tarihçiler ile çalışmalı ve pazarladıkları sanatçıları çok iyi araştırmalıdırlar…
