BİLGİSİZ SANAT SATICILARI GÖZ BOYUYOR

KÖTÜ NİYET TAŞIYAN BAZI MÜZAYEDECİLER İSE, BAZI SANATÇILARA ZARAR VEREBİLMEK İÇİN, PİYASASIYLA OYNUYOR…

SUNAL GEMİCİ-(ArtCritic)

Sanat pazarlayıcısı önce sanatsal bilgiye, deneyime ve dünyada sanat konusunda neler olup bittiği ile, ilgili olmalıdır.

Bulunduğu coğrafyada ki sanat olayları ve sanatçılar ile ilgili bilgiler edinmeidir…. Şimdi soruyorum, hangi müzayede bu konuda kriterlere uygun?  Bir sanatçının sanatsal değeri, o sanatçının bugüne kadar nerelere girmiş olduğu, neler yaptığı ve hangi literatürlerde yer aldığı ve hangi müzeler ile etkinlik yaptığı ve de önce ulusal sonra da uluslararası hangi ünlü sanat eleştirmenlerinden övgüler aldığı ve en sonunda da, bilinçli koleksiyoner kesiminden kimlerde eserlerinin bulunduğu ile ölçülür…

Bakıyorsunuz müzayedecim, eline ucuz yollardan eserlerini geçirdiği bir sanatçıyı, çevresindeki iş adamlarına çok önemliymiş gibi lanse edebiliyor ve  gecelik müzayedelerde  şişirerek piyasaya sürüyor… Amaç daha çok kazanmak ve sanatçı diye piyasaya sürdüğü  isimden elinden geldiğince faydalanmak. Sonra o sanatçı piyasaya yeni giren deneyimsiz koleksiyoner adayları tarafından sanki bir değermiş gibi satın alınıyor ve sonrasında bir iki yıl içinde, kazın ayağının hiç de denildiği gibi olmadığı ortaya çıkıyor ve de o kişinin piyasası düşüyor…

ARTAM ANTİK A.Ş. MÜZAYEDESİ ÜLKEMİZİN, KONUSUNDA EN PRESTİJ KURULUŞU

ASIL TEHLİKE SANAT PİYASASININ YENİ KUŞAK KOLEKSİYONCULARINA YÖNELİKTİR…

Bugüne kadar çarpık bir şekilde yapılanmaya çalışan sanat piyasasında, defalarca sanata yatırım yapanlar hayal kırıklığına uğratıldılar ve sanata küstüler. Onlar piyasadan çekilinde bu defa sanat piyasasına heveslenerek giren yeniş kuşak koleksiyonerler de aynı akıbete uğratıldılar. Bu arada bazı sanatçıların da eserlerine bazı galeriler tarafından el konuldu, bu konuda mağdur edilen sanatçılar ile sorunlar yaşandı, davalar açıldı.

Şimdi piyasada anlaşıldı ki, sanat müzayedeciliği yapan kesimin içinde, sanatı ciddi açıdan dikkate alan ve sanatçıya gereken değeri veren çok az… Pahalı mekanlar edinip caka satmayla bu iş olmuyor. Bazı müzayedelerin tüm pazarladığı eserleri incelediğinizde, çok farklı çelişkiler görüyorsunuz. Ve şunu da anlamakta gecikmiyorsunuz, bazı sanatçının değerini düşürmek için de san ki kumpas kurulmuş… Oysa, dürüst, prestij güden bir müzayede, kimsenin lafıyla, ricasıyla bir başkasına zarar vermek için uğraşmaz. Biliyoruz ki, birilerinin el altından dürtüsü ile, sanatçıya bilerek zarar vermek amacı güden sözde müzayedeci veya galerici kötü niyete sahiptir ve piyasada bu tür kötü niyetlilerin   bulunmaması ve de sanat piyasasının bu çarpıklıktan kurtulması gerekmektedir…

DGARTROJECT GALERİ PİYALEPAŞA DA İKİNCİ GALERİSİNİ DE AÇTI

MÜZAYEDE İZLEYEN BİR YENİ SANAT  YATIRIMCISI ADAYI ANLATIYOR…

Genç bir  sanat yatırımcısı adayı. Henüz hiç eser almamış ve bazı müzayedeleri izleyerek bir fikir edinmek istiyor. Ve edindiği deneyimini dergimize şöyle açıkladı, “Önceleri hiçbir şey anlayamıyordum. Müzayedeye bazı eserler çıkarılıyor ve satıcı tarafından eser anlatılıyordu. Sanki eser anlatan kişi bir sanat eleştirmeni gibi, ‘Bakın buraya boyayı nasıl koymuş. Çok dolu bir tablo. Kaçırtmayın alın bunlar galerilerde çok pahalıya satılıyor’ gibisinden amatörce tanıtımlar ile müşterilere sunuluyordu. Birkaç müzayede sonrasında anlamaya başladım. Bir takım sahte pay verenler de aralardan çıkıyor ve asılsız tanıtımlar ile şişirilen eserin satılması körükleniyordu. Bu arada bazı eserler de çok düşük açıldığı için fazla talep gelmeyince yok pahasına satılıyor o durumda müzayedeciler de zararına gitti diye hayıflanıyorlardı… Tam bir curcuna…  Bu yüzden iyice bilinçlenerek sanata yatırım yapmayı planladım ve derginizi ve diğer yayınlarınızı takip ediyorum.”

www.artkritik.com ve diğer sitelerimiz olan www.turkishartcollector.wordpress.com  www.contemporarymuseumofistanbul.wordpress.com   www.turkishartmarket.wordpress.com ve  diğer sanat ağırlıklı sitelerimizi bundan sonra, görsel sanatlar piyasası üzerinde yoğunlaştırarak hareket edeceğiz.

Çünkü görsel sanatlar piyasamız gelişirse, Türk sanatçılardan özgün olanların da dünya sanat piyasasına  atlama şansları çoğalacaktır. Sonuçta bu açıdan sanata hizmet, ülkenin bu açıdan çıkarını düşünmektir…  

ARTAM ANTİK A.Ş. ÜLKEMİZİN PRESTİJ MÜZAYEDE FİRMASI…

Artam müzayede firmasının uluslararası piyasalarda ki tanınmışlığı, ülkemizde bir sanat piyasasının varlığını ortaya koyan bir gerçektir. Dünya sanat piyasasında, Artam’ın yanı sıra, DGARTPROJECT Galeri de, kurucusu Dursun Gündoğdu’nun çabalarıyla, milyon dolarlık yabancı eserleri ülkemize kazandırarak, Türkiye görsel sanatlar piyasasını uluslararası piyasalarda temsil etmektedir… Elbette bu kuruluşlarımızın yanı sıra, ülkemizdeki bir çok galeriler de, önemli çabaları ile, gerçek sanat piyasasını oluşturmaktadırlar.

DGARTPROJECT GALERİNİN BİR AÇILIŞINDAN…

GÖZDE ATLAS, GRAVİS ART GALERİ SERGİSİ İLE, BÜYÜK İLGİ ÇEKİYOR

Duygu Yaşam

Son yıllarda görsel sanatlar dünyamızda yeni bir star olarak kendini gösteren Gözde Atlas, yarattığı resimleriyle, soyut sanatımıza yeni bir soluk getirdi.

 Doğa genelde parlak renkliliği ve muhteşem görüntüleri ile hafızalarda yer ederken, Gözde’nin resimlerinde, turistik görüntülerin dışında, doğa gizemli yanı ve yalnızlığı ile yer alıyor.  

Gözde Atlas resimlerini yaparken, içindeki o doğa sevgisini ve doğanın yalın halinin güzelliğini içinden geldiği gibi yansıtıyor ve bu da onu resimleriyle özgün kılıyor.

Onun resimlerine baktığım zaman bir Anselm Kiefer  değerinde haz yaşadığımı söylemeliyim. Nasıl ki Kiefer kendine has duruşunu çalışmalarıyla ortaya koyarak görsel sanatlar dünyasında yer edinmiş ise, Gözde Atlas da kendi çalışmaları ve sanatçı duruşu ile aynı değerde bir özellik ortaya koyuyor…

Sanatçı araştırmacı olmak durumundadır, araştırır, kendi malzemesini ve işleyeceği konuyu, vereceği mesaja ve bağlayacağı felsefeye göre kurar ve çalışmaya başlar. Görsel olarak bir şiirdir çalışması.  Sanatçı yarattığı eseri ile sanki konuşur ve son noktayı koymasını da sanki eseri ona fısıldar ve ortaya bir sanat eseri çıkmıştır.

Gözde Atlas gergisini ziyaret eden Yücel Dönmez, küratör Dilara Orhan ve Gözde Atlas.

Özde Atlas’ı birkaç yıldır takip ediyorum ve onda gördüğüm en ilgi çekici yanın, yenilikçi çalışmalara yönelik tavrı oldu.  

Gözde Atlas’ın, Gravis Galeri sergisini gezdiğinizde,, onun görsel sanatlarımızda az sayıda var olan, bir numaralar arasında olduğunu göreceksiniz…

Resimlerinde, doğadaki yalın yalnızlık hissi, doğanın gizemli çekiciliğini yansıtan detayları ve kullandığı renk anlayışı, onun resim sanatındaki özgün tavrını, güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.

Gravis galeri sahibi Haldun Tolon ve Gözde Atlas

Gravis Galerinin sahibi Haldun Tolon, Gözde’nin resimlerini sosyal medyada gördüğü zaman çok  etkilendiğini ve böyle bir özgün sanatçıyı tanımanın iyi olacağını düşünüyor ve bu şekilde yolları kesişiyor… Bu arada Gravis Galeri, Bağdat Caddesinde prestij bir galeri örneği sunuyor. Ayrıca müzayede de yaptıklarına değinen Tolon, görsel sanatlarda düzeyli bir galeri olarak, sanatı, sanatçıyı ve de sanat piyasasını bir arada, dengede tutacak bir tavırla, çalışacaklarına değiniyor.

Gözde Atlas’ın Yüzeyin Hafızası adlı sergisi 29 Nisan’a kadar sürecektir.

Gravis Art Galeri

Bağdat Caddesi No:264

pazar-Pazartesi hariç her gün 11-17 arası  gezilebilir.

YILIN SERGİSİNİ AÇAN YÜCEL DÖNMEZ, GÖRSEL SANATLARI MASAYA YATIRDI.

Sunal Gemici (ArtKritik)-Özel

Bugünlerde ülkemiz görsel sanatlar kulvarında yılın sergisini açan Yücel Dönmez ile, görsel sanatlar konusunu irdelemek için  konuştum ve içinden geldiği gibi anlattı,

“Nasıl ki Richter ve Kiefer kendi alanlarında özgün ve soyut sanatta birer değerseler, benim soyut çalışmalarımda kendi özgünlüğümü yansıtan, özgün çalışmalarımdır ve Amerika’daki birçok sanat uzmanı da bu konuda aynı yorumu yapıyor.

Yıllar önce Chicago Tribune sanat eleştirmeni Alan Artner, Yücel Dönmez eski ustalardan hiç birinden  etki almamış fakat ülkesinden bakıldığında, geleneksel sanatlardan çağdaş sanata katkılar yaparak, kendisine has sanatını yaratmıştır dediğinde, yıllar sonra ünlü İspanyol sanat eleştirmeni Nilo Casares’in sanatım ile ilgili yazdığı kitabında, aynı  yorumu yapması, kendime has bir sanat kavramı ortaya koyduğum konusunu bir kez daha vurgulamış oldu… Optik sanatın sanat tarihinde var olduğunu ve tüm çalışmalarım ile  görsel sanat alanında Kuantum Optik kavramını yarattığımı kitbında belirten Casares, Kuantum Optik kavramının sanat tarihinde yer bulacağına inandığını da belirtiyor.

CREATOR: gd-jpeg v1.0 (using IJG JPEG v62), quality = 75

Tüm bunlar ne algı ne de tesadüf olmadığı halde nedense, ülkemiz sanat piyasası tarafından ne anlama geldiği bir türlü anlaşılamadı… Ve hala bu sanat dalında hava atmaktan geri durmuyoruz…  Diğer yandan, ülkemizde çağdaş sanatların ilk uygulayıcısı olduğum halde, örneğin, Land Art konusu gündeme getirildiğinde adımı ilk sırada değil de land art yapan sanatçılar arasında gösteriyorlar. Oysa benim Land Art yaptığım tarihlerde ülkemizdeki sanatçılar henüz tuval üzeri yağlı boya ile resim yapıyorlardı…  

İlk land art denememi 1968 Erzurum Palandöken Hınıs Boğazında deneme olarak yaptım ve TRT’den Neslihan Gence programı için aradığında, dediklerime inanmadı ve kar üzerinde resim mi olurmuş dedi, ve kendisine 1968 denememin ünlü fotoğraf sanatçısı Mehmet Avcıdırlar tarafından belgelenmiş olan slaytları gönderdim ve  sponsor desteği  ile Uludağ’da yaptığım etkinliği, Neslihan Gence ve TRT ekibi dağa gelerek yerinde belgeledi ve Sanat Çevresi programında genişçe yer buldu. Daha sonraki yıllarda, 1978, Kültür Bakanlığımızın daveti ile Amerika’dan geldiğim Uludağ’da bir kar resmi gerçekleştirdim. TRT ekibi dağda İngilizce çekim yaptı ve Eurovision’a verilen çekim Avrupa da birçok yayında yer aldı. Bütün bunları defalarca dile getirdim fakat nedense   pek anlaşılamadı veya anlamak istemedi sözde sanatı yönettiğini sananlar…  

Dünyada ve ülkemizde, görsel sanatların farklı alanlara yönlendirildiğine de değinen Dönmez, “Nedense sanatı seven ve sanata yatırım yapmak isteyen fakat bu konuda deneyimleri olmayan koleksiyonerler de yanlış yönlendirilerek, hayal kırıklığına uğratılıyorlar. Bana yapılanlara değil de, iyi niyetle özgün çalışmalarının peşinde koşan genç sanatçıların, sanattaki gelecekleri ipotek altına alınıyor. Sanat piyasamızdaki kıskançlıklar bir tarafa, bu işten para kazanmaya soyunmuş olan bazı galeriler, müzayede firmaları, hatta sanatın sivil toplum kuruluşları olan dernekler ve özel kurumların, sorumsuzca davranışları görsel sanatlarımızı bir çıkmazın içine sokmuştur…   Sanatta eş dost kayırması ve algı yoluyla sanatçıyı olmadık değerlere yükseltme çabaları sorumsuzluğun en büyük nedeni olarak, ülkemiz sanatının önünü kesmektedir…Sanki görsel sanatlar ile alay ediliyor gibi piyasaya sunulan kopyacı tipler ile, bu sanatımız dünya piyasasında ülke olarak bir yer bulamıyor… Açıkça kopya yaptıkları gözüken sanatçıları olduğundan büyük değerlere koleksiyon piyasasına sunanların, sanata değil de ceplerine hizmet ettikleri bir türlü anlaşılmıyor. Çünkü, sanatı severek koleksiyon yapmaya çalışan yeni koleksiyoner adayları, yanlış yönlendirmeler ile, bir müddet sonra, ya sanat piyasasının bu çarpıklığına uyum sağlıyorlar, ya da piyasadan çekilerek, kızgınlıklarını belirtiyorlar…Sanat piyasamızda büyük isim olarak lanse edilenlerin de ne yaptıkları ve görsel sanatların neresinde bulundukları sanatın bilimsel açısından ele alındığında, düş kırıklığı yaratacaktır. Çünkü ülkemizde bu sanat dalını gerçek uzmanların değerlendirdiğine pek rastlamadık. Çünkü öyle olsaydı, bizde şişirilen isimlerin dünya sanat platformunda da değer bulduklarını ve isimlerinin anıldığını görürdük…

Bazı müzelere sergilenmemek koşuluyla hediye edilen eserlerin o müzelere gerçek anlamda girmediğini de biliyoruz. Sadece müzelerin depolarına konulan eserlerin günün birinde müzeye gelir için satılabileceği düşünülmektedir… Bu konuda daha çok anlatacaklarımız olabilir fakat, eğer ki bir seminer yapabilirsek, konuyu derinlemesine tartışarak, görsel sanatlarımızın bugünkü durumunu ve çarpık sanat piyasasının şaşaalı çarklarını gün yüzüne çıkartabiliriz. Çünkü çarpık sanat piyasasının şaşaalı çarkları birçok sanatçıyı öğütme çabasındayken, birçok ismi de gereksiz olarak neon renklerle sunmaktadır…

Sanatçımıza soruyoruz, aldığımız yanıt, ‘Ne yapalım görsel sanatlarda yapılmamış olan kalmamış ki…’ Yani yapılmamış kalmamış ve kopya yapmak serbest mi olmuş? Benzer çalışmalar yapacak olan sanatçı, minarenin kılıfını da ona göre hazırlar ve gören de, ‘Benziyor da bu sanatçı da bir şeyler katarak sunuyor” diyerek, sanatçının göndermesini benimsediğini belirtir.

KELEBEK RESİMLERİ DÜNYADA BİR NUMARA

Yücel Dönmez’in kelebek çalışmalarının dünyada sentez açısından çok önemli çalışmalar olduğunu vurgulayan Amerikalı sanat uzmanları ve medyası, Andy Warhol’dan beri kelebek imajını resim yapan sanatçılar arasında, Yücel Dönmez’in kelebeklerinin, sanatsal açıdan bir sentez olarak  değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çektiler.

Geçtiğimiz yıl Chicago’daki Rosenthal Fine Arts galerinin açtığı kelebek sergisi, sanat severler tarafından da ilgiyle karşılandı. Chicago Gallery News dergisinde  yer alan sergi haberinde, kelebeklerin ve Dönmez sanatının ilgi çekiciliği  vurgulandı.

Sanat çalışmalarını Amerika’nın Chicago kenti ile İstanbul’daki atölyesinde yapan Yücel Dönmez, yeni çalışmalarının, diğer tüm çalışmaları gibi, Amerika’daki galerisi tarafından çok ilginç bulunduğunu söyledi.

 Yücel Dönmez,in yeni sergisi, İstanbul’da Ütopya Art Project Galeride 12 Nisan tarihine kadar izlenebilecektir.

Ütopya Art Project

Altıpatlar Sokak No:6/A

Cihangir-İstanbul

0547 290 2020