Bedri de poşo modasına uymuş…

Sotheby sitesinde bulunan bir videoda şaibeli müzayedelere katılan bazı sanatçılar ile söyleşi yapılmış. Söylenenler pek önem taşımıyor ama, Bedri Baykam’ın Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği başkanı olarak videoda, boynunda poşo ile gözükmesi, onun da Kürt modasına uyma çabası gösterdiğini ortaya koyuyor…
Bedri bu kadar poşo meraklısı olduğuna göre, açılıma da destek veriyordur ve yakında başbakanın yanında görürsek şaşırmayalım…
Sanatçı yaptıkları, kişiliği, sanatçı duruşu en önemlisi ise özgün olmasıyla değer bulur. Ülkemde kaç sanatçı kabul edilebilir özgünlüğe sahiptir pek belli değil. Belli değil çünkü hep aynı isimler üzerinde sürüyor spekülasyonlar ve oyunlar.
Batıbeki’nin Radikal’de Ayşegül Sönmez’e söylediği, bugün görsel sanatlar dünyamızda, gay ve Kürt olmak modasına uyanlar herhalde önce Sotheby’den kabul görüyor. Neyse, Bedri Baykam da, Kürt modasına uymuş. Yakışmış mı, yakışmamış mı? Yakışmasa poşo neden taksın ki…

Meğer Türkler, Sotheby’s’de güzelce birbirlerini ağırlamış

Sabah Gazetesi’nin ünlü yazarı Adalet Cingöz, Sotheby müzayedesinin perde arkasını yazdı. Aaşağıda Sayın Adalet Cingöz’ün haberi Sabah gazetesinden alıntıdır. Sbah gazetesine doğruyu yayınladığı için teşekkür ederiz kerşke tüm medyamız gerçeklere eğilerek, bizlere yanlış haberler vermeseler!
“Meğer Türkler, Sotheby’s’de güzelce birbirlerini ağırlamış

Adalet Cingöz
07.03.2009

Sotheby’s mezatında Türk alıcıların yoğunluğu gözlerden kaçmadı. Belli başlı yerli galericiler Londra’daydı. İstanbul’da ise Beyaz Müzayede yapıldı ve orada da çekişmeli anlar yaşandı..

Sotheby’s mezatı esnasında telefonla gerçekleştirdiğim canlı bağlantılar neticesinde edindiğim bilgilere göre hiç yabancı alıcı yokmuş! Aşağı yukarı 70 kişilik müzayede mekânında ancak iki İngiliz tespit edilmiş! Bu şimdi şu mu demek oluyor? “Çağdaş Türk sanatı Batıya açılamadı.” Ya da, “Çağdaş Türk sanatında Türkün Türk’ten başka dostu yoktur.” Müzayede sırasında salonda bulunan Türkler arasında Çiğdem Simavi, Zeynep Fadıllıoğlu, Galeri X-ist’in sahipleri Kerimcan Güleryüz ve Dario Beşkenazi, Galeri Elipsis’in sahibesi Sinem Yörük, Galerist’in sahibi Murat Pilevneli vardı. Mübin Orhon’lardan birini koleksiyoner Emin Hitay telefon aracılığıyla alırken, S Concept’in sahibesi Sabiha Kurtulmuş, Bedri Baykam ve Mübin Orhon’un bir eserini telefonla birisi adına almış. Telefonla bütün bu bilgileri edinirken, İstanbul’daki Beyaz Müzayede’de gerilimli anlara tanık oldum. Alaeddin Aksoy’un Zümrüt-ü Anka adlı eseri için Barboros Çağa ve telefondaki alıcı arasında yaşanan rekabet Beyaz Müzayede’deki herkesi bir film izlermişcesine heyecanlandırdı.

ÇAĞA’NIN SABRI TAŞINCA
Bir ara öyle ki soluksuz bir şekilde olan biteni seyreden müzayede konukları, salonu terk eden Barbaros Çağa’yı adeta bir rock konserindeymişçesine bis yapması için geri dönmesini ister gibi alkış tutarak çağırdılar. Sonuçta mutlu son! Alaadin Aksoy’un eseri müzayede izleyicilerinden de destek alan ve esere 60 bin TL sayan Barbaros Çağa’nın oldu. Mezattaki tüm eserlerin satılması ise sanat dünyasını pek şaşırttı. ”

LÜTFEN SİZ DE YORUMLARINIZI BİLDİRİN.

Sothbye Çağdaş Türk Sanatı Müzayedesi ve şaibeler…

Duygu Yaşam

Hangi konu yok ki ülkemde üzerinde oyunlar oynanmasın? Siyaset, ekonomi, sağlık. Saymakla bitmez…
Ve sanat dalında da ülkemde süre giden oyunlar hiç bitmiyor…
Sothbye dünyanın en prestij müzayede kuruluşlarından biri…
4 Mart 2009 tarihinde Çağdaş Türk Sanatı konulu bir müzayede tertipledi.
Müzayedenin sergi yeri İstanbul, müzayede Londra’da yapılacak…
Bu da gösteriyor ki, alıcılar ülkemizden olacak… Yoksa sergi Londra’da yapılabilirdi…
Bu müzayede ile ilgili şaibeler ülkemizde aylar öncesinden konuşulmaya başlandı: bu müzayede de birkaç isim üzerine yatırım yapılacağı ve belli isimlerin ön plana çıkarılacağı söylentileri…
Sothbye’den sızan haberlere göre, müzayedeye genç isimler seçiliyor. Yani eskiler sanki bir tarafa atılmış ve ülkemde sanat sanki yeniden kuruluyor…
Seçilen bir eser ile ilgili duyum alınca şaşırdık, Batı’da binlercesine rastlayacağımız resimlerden farkı yok. Neden seçmişler anlam veremedik…
Belki de öne çıkarılacak birkaç ismin yanı sıra eşantiyondan bir şeyler konularak, öne çıkarılacak isimlerin gölgede kalmaması sağlanmış olacak…
Türk resmi diye bir konu henüz dünya sanat arenalarında bilinmiyor. Belki de merak da uyandıracaktır bu müzayede. Fakat, sergilenecek olan eserlerin Batı’da yapılanların ya kötü versiyonları olduğu ya da özgün olmadıkları ortaya çıktığı zaman ne düşünülür, zaman bunu gösterecektir.
Orta Doğu ülkeleri için yapılan Sothbye müzayedelerini incelediğimizde, o ülkelerin de Batı’yı aşamadıklarını görürken, hiç değilse kendi coğrafyalarına ait özgün sayılabilecek yapıtlara da rastlayabiliyoruz…
Bir zamanlar Japonya’da açılan çağdaş Türk resmi sergisini Japonların sabırsızlıkla bekledikleri ve sergi açıldığında ise, “bunları neden getirdiniz, bizde ve Batı’da bunların alası yapılıyor. Oysa biz Osmanlı’nın torunlarından özgün çağdaş işler beklerdik” dedikleri bugüne kadar dilden dile dolaşmaktadır. Geçmişten belli ki ders almamışız ve şimdi de Sothbye müzayedesinde aynı durumbelki de tekrar yaratılmış olacak…
Sothbye önce bu müzayedeye seçeceği işlerin hangi kriterlere göre seçildildiğini detaylarıyla açıklamak durumundadır. Birilerinin ön plana çıkarılması kaygısı var ise bunun üzerine gidilmeli ve oyunlara gelinmemelidir…
Sothbye’de yakın zamanda 3 milyon dolara satılan Osman Hamdi resminin alıcısı açıklanmadı. Alıcı açıklanmayabilir fakat, alıcının milliyetinin açıklanmaması nasıl izah ediliyor? Belli ki o resim bir Türk alıcıya gitti…
Biraz para saçarak ve oyunlar sergileyerek her ismi ön plana çıkarabilirsiniz fakat, resim sanatında, görsel sanatlarda kriterlerin göz önüne alınması önem kazanmaktadır. Bir sanatçının neden değerli olduğunu, ortaya koyduğu eserlerin yenilikçi olması ve de sanatçının yaşadığı ülkeden çağdaş sanat dünyasında da ilgi çekecek bir sentez taşıması önemlidir. Eğer bu kriterler göz önüne alınmıyor ise ve bu kriterlere uyulmuyorsa, ne değer taşır ki…
Ülkemde Hollanda asıllı ressam Willem De Kooning versiyonu işler her adımda önünüze çıkıyor ve Sothbye bu versiyon işlere de ilgi gösteriyor söylentileri kulağımıza geliyor. Acaba , “Türkler ne güzel kopya edebiliyor” dedirtmek için mi bu tür işlerle çağdaş Türk müzayedesi düzenliyor…
Bir ülke adına çağdaş müzayede düzenleniyorsa o ülkenin sanatının çok iyi araştırılması ve o ülkede yapılmış olan yeniliklerin de iyice bilinmesi gerekir. 20’li yaşlarda bir temsilci seçerek ülkemizden müzayedeye işler toplamak amatörce bir davranıştır…
Belli ki Sothbye bu müzayedede sadece kazanacağı parayı düşünüyor yoksa ülkemizin sanat imajına belli bir katkıda bulunmak isteseler, kılı kırk yarmaları gerekirdi…
Birileri bir ömür harcasın sanata ve yenilere imza atsın siz gidin, kendinize benzeyen, sizlerden kopya edilmiş işlere özen gösterin…
Sothbye yöneticileri kardeşlerimiz, o müzayedeye koyacağınız her işin hesabını da çok iyi vermek durumundasınız. Türkiye büyük ülke ve ucuz oyunlar geç de olsa su yüzüne çıkar ülkemde…
Sonra size sorarlar, kriterleriniz neydi? diye…
Eleştiri müesseseleri vardır, dünya sanat kritikçileri vardır, konulur onların önüne seçtiğiniz işler ve gerçek ortaya çıkar…
Ayrıca Sothbye kurumu iyice araştırıldığında ise, Batı kökenli olmayan ülkeler adına tertip edilmiş müzayedelerde, daha çok Batı’dan esinlenimiş, kopya edilmiş eserlerin yer aldığını görüyorsunuz…
Umarız Sothbye konuyu çok daha iyi gözden geçirir ve kuruluşun adına yakışır bir tavır ortaya koyar. Yoksa, bu defa eleştiri müessesesi Sothbye firmasını rahat bırakmayacak ve sürekli soracaktır, “neden?” diye.