Ömer Uluç’u uğurladık…

Ömer Uluç’u son yolculuğuna uğurladık. Bir sanatçiının yaşamı da böylke bitti ve şimdi eserleriyle yeniden yaşama merhaba diyecek…
Müzayedelerde Ömer Uluç eserleri için bayraklar birbirleriyle yarışacak ve rakamlar çıktıkça çıkacak, sonunda bir Ömer Uluç eserine sahip olma şansını yakalayan müthiş koleksiyonerimiz(!) “Ohh” çekecek.
Zaten son 2 yıldan beri Ömer Uluç’un eserleri iyi para etmeye başlamıştı. Çünkü sanat çevresinde fazla yaşayamayacağı düşünülüyor ve eserlerini kapabilmek için birileri birbirleriyle yarıştırılıyordu.
Ülkem, ülkemin sözde sanat yatırımcıları, galeriler sözde müzelerimiz ve sanatçının yolunu bir akbaba yırtıcılığı ile kovalayan bazıları, sizlere sesleniyoruz: araştırmanızı iyi yapın ve özgün ile özgün olmayanı, değerli ile amatör kalanları iyi belleyin. Yoksa ülkemizde sadece adları ön plana çıkarıldığı için birileri pastadan büyük pay alır, asıl değerli kılınması gerekenler ise mağdur edilmiş olur.

Sotheby’s politikası ne olacak?

Geçtiğimiz yıl Sotheby Türk çağdaş sanat müzayedesinde Ömer Uluç eserlerine yer verilmemişti. Bu yıl Nİsan ayının 15’inde yine aynı müzayede, yine muhtemelen Türk galerilerinin birbirleriyle yarışacağı bir satış alanına çevrilecek ve bu defa Ömer Uluç’un eserleri büyük  paralara pazarlanacak çünkü satışı garanti ve Sotheby ile Uluç eserleri yüzbinlerce dolar dğer bulacak. Bu arada parayı kazanacak olan Sotheby olacak…

İki yüzlülük ve  kayırma, menfaat, haksızlık nedense son yıllarda ülkemiz sanat piyasasında olduğu gibi, bizim insanlarımızla bağlantılı olan İngiliz sanat piyasasında da ayyuka çıkmış durumda…

Birtakım isimler kişisel seçenekleri nedeniyle korunurken, normal seyrini sürdüren sanatçılar dışlanıyor. Yani ille de yamuk mu olmak gerekiyor ki, sanat piyasasında dikkat çekilsin…

Yurdum sanatçıları resimle falan neden uğraşıyorsunuz ki, çıkın sahneye kullanın gırtlağınızı isim de yaparsınız, para da…

Çünkü ülkemizde hala resimler, desinler diye alınıyor, mobilya rengine göre seçiliyor ve birileri de belki iyi para eder de ileride borsadan fazla kazanırız diye satın alıyor. Koleksiyoncularımızın iddia ediyoruz ki yüzde 7’si ancak araştırma yaparak görsel sanatlara yatırım yapıyor. Yüzde 18’i paket paket eserler alarak paketliyor ve gelecek yıllarda piyasaya sürmeyi düşünüyor…

Bir kısım alcı da sözde sanat danışmanlarının kararlarıyla habire  eser topluyor fakat o alınan eserlerin çoğunun masa altı satışı olduğundan da habersiz. Bugün ülkemizde etik davranan kaç sanat danışmanı gösterebilirsiniz ki…

Kaç küratör gösterebilirsiniz ki kendi cebinden çok sanatçısını düşünsün…

Türkiye’de Görsel Sanatlar’ın sürekli eleştiri yaptığından söz ediyorlar oysa aynayı kendilerine çevirip bakmıyorlar ki gerçeği görebilsinler.

Ömer Uluç’a tanrıdan rahmet diliyoruz.

Mizah gibi bir müzayede: Sotheby Türk Çağdaş Sanatı Müzatedesi…

Duygu Yaşam
Sanata gözlüğün tersiyle bakmak sanki ülkemize mahsus…
Popüler olmak belli kulüplere belli kişilere yakın olmaktan geçiyor…
Sanatçım ülke sanat tarihine damgasını vuracak çalışmalar yapmış kimin umurunda ki…
Sanat adına Nişantaşı’nda at koşturuyor ve metro seksüel görüntün ile belli kokteylleri kovalıyorsan geçerlisin… Mutlaka kuracağın ilişkiler seni gaz ile şişirilmiş balon gibi göklere çıkaracaktır…
Havayla sanatta isim yapmak, nedense ülkemde gerçek sanat ile isim yapmaktan daha kolay…
Bilmem hangi yazar bir gün futbol değil de sanat yazıp sizden bahsederse büyük isim olabiliyorsunuz…
Ve biri de çıkıp sormuyor, “kardeşim senin sanat deneyimin, bilgin var mı? Sanatta uzman mısın?”diye…
Dünyanın en önemli müzayede firmalarından biri olan Sotheby İstanbul’da gizlice ofis açıyor ve 4 Mart tarihinde yaptığı müzayedesine sanatçılardan müzayede için işler seçiyor: sadece 3-5 galeri ile görüşerek ve sadece birkaç kişinin önerdikleriyle…
Seçtikleri işlere bakıyorsunuz aralarında sanat dünyasında bir yeniyi çağrıştıran işler yok denecek kadar az…
Seçilenler arasında, Amerika’da, Avrupa’da veya dünyanın başka yerlerinde ün yapmış sanatçıların işlerini anımsatan eserler var…
Veya seçilenler arasında, şimdiye kadar aynı şekilde belki de yüzlerce sanatçı tarafından işlenmiş olan benzer işler var…
Ve Türk görsel sanatları Sotheby müzayedesi ile sözde dünya sanat platformuna açıldı…
20 esere alıcı çıkmamış…
Satılanların çoğunu Türk koleksiyoncuların aldığı rapor edildi…
Acaba “coğu” denilen satılan eserlerin yüzde kaçını ülkemiz insanları satın aldı?
O kadar göklere çıkarılarak yapılan müzayedede acaba hangi işleri hangi fiyatlardan yabancılar aldı? Bunu da bilmek hakkımız…
Kimin aldığı önemli değil, hangi ülke kökenli koleksiyoncular bu işleri satın aldı…
Müzayedenin perde arkasında neler vardı?
Neden bu konuşulmuyor da, medyamız hava atarcasına, 1 milyon 300 bin sterlin satış yapıldığını haber veriyor…
Son yıllarda Güncel Sanat alanında ülkemde hummalı bir faaliyet var…
Sanat fakültelerinde artık resim dersine değil, video çekimine abuk sabuk Enstalasyon çalışmalarına önem veriliyor…
Sotheby müzayedesinde ise, Enstalasyon işler pek ilgi görmemiş…
Dünya sanat platformunda önem kazanabilecek Enstalasyonlar satışa sunulabilseydi mutlaka yabancılar tarafından satın alınırdı…
Alıcılar Türkiye’den olunca, Enstalasyonlar da Sotheby’nin elinde patladı…
Sotheby isteseydi, İstanbul’daki sanatçı atölyelerini tek tek inceler ve seçecekleri işlerin de hepsini, hem de yabancılara satabilirdi…
Birilerinin danışmanlıklarına güvendiler ve zaten amaçları satmaktı, kim almış Sotheby için önemli değildi ve öyle de oldu: ülkemden koleksiyoncular müzayedede eserleri satın aldılar…
Sanıyorum ki ülkemize bu müzayededen döviz getiremedik üstüne de, komisyon ve vergi ödedik…
Sotheby müzayedesi ile ilgili olarak 3-4 ay önce piyasada şöyle bir şaibe dolaşıyordu, “Sotheby Türk çağdaş sanatı müzayedesi düzenleyecek ve bu müzayedede birkaç genç isim ve birileri öne çıkarılarak piyasası yükseltilecek”…
Şaibe bir bakıma doğru çıktı…
Sanki dünya sanat platformuna Türkiye’den Picasso’lar ithal ediyormuşuz gibi konunun üzerine gidildi, şişirildi ve sonuçta balon elde patla: eserler ülkemize dönüyor…
Taner Ceylan adındaki sanatçının resmi, müzayede katalogunun kapağına taşındı ve müzayede boyunca dev ekran ile alıcı adaylarının gözü önünde tutuldu…
Neydi önemli olan bu sanatçının tablosunda, bunu iyice irdelemek gerekir… Kerametinin ne olduğu bilinirse, belki diğer genç ressamlarımıza da bir mesaj verilmiş olur. Genç sanatçılarımız da belki aynı yolu izleyerek, kendilerini Sotheby gibi şirketlerin müzayede kataloglarına kapak yaptırabilirler…
Sotheby uzmanlarına göre fotoğraftan farkı yokmuş resmin. Doğrudur. Çünkü sanatçı hakkında daha önceleri Türkiye’de yayınlanan haberlerde, resimlerini antiskop ile tuvale yansıtarak yaptığı belirtiliyordu…
Yani antiskop ile aile tabloları yapan, fotoğrafı karelere bölerek işleyen piyasa ressamları gibi…
İyi de dünyada bu şekilde çalışan ve fotoğraftan daha fotoğraf resim yapan ressamları saymaya kalksak ömrümüz yetmez… Ülkemizde de bu tür el becerisi ve sabrı olan, fotoğraftan daha fotoğraf yapan ressamlarımızın sayıları hiç de küçümsenecek gibi değil…
Amerika’da, Avrupa’da, Japonya’da ve dünyanın bir çok ülkesinde onlarca yıldan beri, realistik resimler yapılır ve bu resimler foto realistik olarak anılır… Peki Taner Ceylan’ın yaptığının farkı neydi ki, bir anda 80 bin sterline yakın bir paraya satıldı?
Bu resim ile ilgli Sotheby bir başka ilginç konuyu da öne sürüyor: sanatçı kişisel tercihi nedeniyle çok haksızlıklara uğramış ve ülkemizde onun yaptığı resimleri yapmak da bir cesaret işiymiş… Resimdeki ağzı burnu , elleri kan içindeki boksör de sanatçının kendisiymiş ve bu bir göndermeymiş…
Sanatçıyı araştırıyoruz gerçekten yaptığı resimleri ülkemizde sergileyebilmek için büyük bir cesaret ve kişisel tercih gerekiyor… Çünkü, 18 yaşındakilerin görmesinin yasak olduğu resimler…
Müzayedeyi tümüyle negatif eleştirmek haddimize değil: Badri Baykam’ın eserleri bence hak ettiği fiyatı bulmuş. Çünkü, ülkemizde çok bilinen 3 boyutlu bir kartpostal tekniğini büyük boyutlara dökerek resimlerini çalışmış… Diğer bir çok bilinen isimler ülkemizde sanatın gelişmesine katkıda bulunmuş, dünya sanat platformunda yabancıların ilgisini çekememiş de olsalar, ülkemiz için bir değerdirler ve elbette koleksiyoncularımız ülkemiz sanatının duayenleri olarak bilinen isimleri desteklemelidirler. Fakat gönül isterdi ki, müzayede de, yabancı koleksiyoncular da bizim koleksiyoncularımızın gösterdiği duyarlılığı gösterselerdi…
Ülkemde Sotheby’nin farkında olamadığı ne sanatçılarımız var ve keşke Sotheby birilerinin tavsiyelerini değil de iyi bir araştırma ile kendilerinin onaylayabildiklerini seçebilselerdi…
Mutlaka bulabildikleri örnekler arasından bir tercih yapmak durumunda kaldılar…
Bu arada aklımıza şu soru da geliyor: acaba Sotheby’den birileri ülkemize bir mesaj vermek açısından mı seçim yaptılar…
Acaba bu müzayedede en önemli mesaj neydi? Bunu iyi düşünmek gerekiyor…
Veya bir mesaj mı vardı?
Mesela bir inek resmi ve üzerinde yanılmıyorsam Yavuz Sultan Selim profili…
Vajina resimleri adıyla sunulan ve bir çok yabancı ressamın eserlerini çağrıştıran imajlar. Üstelik resimlerin Türkçe adını, Türkiye’de ne sergi afişine ne de kataloğuna koyamazsınız. Veya koyarsanız mutlaka 18+ ibaresini de koymak gerekir…
Yani sanat adına sanatçım pantolonunu cadde ortasında indirse Enstalasyon mu olacak? Ve mesajı ne olur ki… Sadece sansasyon yaratılır o kadar…
Dünya artık seksüel resimlere “baydık” diyor… Milyonlarca örnek var…
Geçmişten beri dış ülkelerde ödül alan filmlerimize bakıyoruz ve mutlaka ülkemizi yeren filmlere ödüllerin verildiğini görüyoruz. Bu durum son yıllarda biraz değişti ve film sanayinde yetişen yetenekli yönetmenler sayesinde filmciliğimiz daha bir prestij kazandı…
Görsel sanatlarımızda da aynı durumu yaşıyoruz diyebiliriz. İlk kez Türk çağdaş sanatı uluslar arası bir müzayede de görücüye çıktı fakat gelin pek düğüne hazır değildi…
ünya sanat platformu ile nikah kıyamadık…
Kına gecesinde biz çaldık biz oynadık. Misafirlerimiz müziği pek anlayamadıkları için de, göbek atamadılar…
Bu arada vajina resimleri satılmamış… Yazık olmuş…
Almayanlar haklı galiba, sen düğün günü gelinin ayıbını açarsan olur mu…
Jason Salavon, Damon Hildreth, Andy Mercer, Mores Rabenstern, De Kooning ilk aklıma gelenler… Bu isimleri Internet’te araştırdığınızda, kimlerin bu sanatçılardan etkilendiklerini veya çok farklı olmadıklarını göreceksiniz…
BU sadece 5 dakikalık bir araştırmada bulduklarımız. Internet’te 3-4 saatinizi verirseniz, ak ile kara yüzün ne olduğunu da iyice göreceksiniz…
Ülkem görsel sanatlarda ilk kez uluslar arası bir müzayede de görücüye çıkıyor, bugüne kadar dünyanın her tarafında çokça görülmüş işlerle…
Demek ki bu sanat dalında bir başkasını takip etmek, kopya etmek veya yaptıklarını başkalarının yaptıklarına benzetmek önemli değil… Kimler piyasasını iyi kuruyor, ilişkilerini, kişisel tercihlerini iyi kullanabiliyorsa, o isimler önemli oluyor…
Veya müzayedelerde çokça yapılan rant arttırma oyunlarıyla, birileri ön plana çıkarılmak isteniyor ve çıkarılıyor da…
Sanat tarihi tüm bunları affeder mi zaman gösterecektir…
Gerçekten özgün olan, yeniyi ortaya koyanlar, Van Gogh gibi önceleri dışlanmış,sonradan da baş tacı edilmişlerdir…
Sotheby müzayedesi bize çok önemli bir ders olmuştur… Bundan sonra genç sanatçılarımız korkmadan yabancı sanat dergilerini karıştırarak onlar gibi resim yapmaya devam etsinler, mutlaka günün birinde ilgi göreceklerdir…
Gerçek sanatçım! sen hiç yorulma ve inancını yitirme, nasıl olsa balonlar şişirenlerin elinde patlayacak ve sen o zaman ki tavrınla, zaten bugün bize ders verdiklerini sananlara gereken dersi vereceksin…

Aşagıdaki 3 resim müzayededen  3 ayrı sanatçının işlerini hatırlatacaktır… Katmanlardan oluşan kent  çalışması Chicago’lu ünlü sanatçı Salovan’a aişt ve Salovan bu eserlerini 200-300 bin dolara yıllardır satıyor ve dünya sanat tarihinde biliniyor… Müzayedeye eserleri konulan ve satılan ressamımızın resimleri ise katmanlardan oluşan yeni çalışmalar olarak Sotheby tarafından duyuruldu. Demek ki Sotheby fazla araştırmadan seçim yapmış…

Çarmıha gerili insan fotoğrafı ne ilk nede son bir çok sanatçı bu konuyu işlemiştir. Yalnız müzayedeye konulan sanatçımızın aynı fikri yansıtan fotoğrafının da hakkını yememek gerek. Samimi olarak söylüyorum o sanatçımız daha iyi kullanmış bu fikri…

İneklerin üzerinde imajlar kullanmak yeni değil ve bu anlamda aysız eser bulabilirsinin bugünekadar yapılmış olan. Acaba sanatçımız inek üzerinde Yavuz Sultan Selim’in ünlü bir ressam tarafından yapılmış resmini photoshop grafiği olarak inek üzerine koyması neyi anlatıyor… Bz çözemedik çözen varsa bize yazabilir…Örneğin inek resmi üğzerinde inek imajını da bir başka sanatçı kullanmış fakat ülkesinin bir değerini inek üzerine aplike etmek herhalde bir ilk olsa gerek… Neyse öyle gösteriyor ki, Batı ilkleri yapacak ve bizim sanatçılarımız da Batı’yı eserlerne taşıdıkça önemli kılınacaklar. Yani Batı’dahn görsel sanatlar anlamında kopamayacakmıyız? Batı’ya gönderme yapan özgün sanatçılarımız yok mu? Elbette az da olsa vardır fakat ne Sotheby nede ülkemizdeki sözde sanat uzmanları onları pek anlayamadıkları için bldikleri Batı kriterlerinden ayrılamıyorlar, hayırlı olsun!

NOT: Aslında müzayededen daha çok örnekler sunabiliriz fakat yanlış anlaşılmasın Sotheby müzayedesini destekliyoruz ülkemiz sanatı için olumlu fakat, şimdiye kadar ülkemiz görsel sanatlar dünyasında meydana gelmiş olan çarpıklıkları Sotheby gibi firmalarla da yaşamak istemiyoruz. Daha samimi, dürüst ve dikkatli olmaları gerekir…
the_loopjason-salavon

Onlar  ilkini yapıyor biz fikri alıp uyguluyoruz. Hangisi özgün acaba...
Onlar ilkini yapıyor biz fikri alıp uyguluyoruz. Hangisi özgün acaba…

İnek ve üzerinde imaj...
İnek ve üzerinde imaj…