Duygu Yaşam
Görsel sanatlar denilince aklımıza bu sanat dalının çok kapsamlı olduğu ve bu sanat dalında yapılacak değerlendirmelerin de, çok sistemli ve gerçeği yansıtacak biçimde ele alınması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu sanat dalında tüm dünyada milyonlarca insan mücadele içindedir. Sanata soyunmuş olanlar sürekli kendilerini yenilediklerinde, ön plana çıkmakta ve bu konuda yorum yapan uzmanlar da, önemli gördükleri sanatçıların ön plana çıkması açısından eleştirilerini yapmaktadırlar…
Elbette her konuda olduğu gibi, bu konuda da uluslararası piyasalarda bazı çarpıklıklar yaşanabiliyor fakat, bir yerde yanlışa dur demesini de biliyorlar ve bugün gelecekteki sanat tarihine kalabilecek isimleri bir şekilde ayıklayarak, sanat dünyasında kalıcı olmalarını sağlıyorlar… Dünya sanat platformunda nelerin olup bittiği ve sanatın bilim ve akademik çevresindeki oluşumların da, örneğin, academi.edu gibi prestij arşivlerde saklanmaya devam edildiği bilinmektedir.
Bu arşivde Türkiye’den Yücel Dönmez de, Kar resimleri, Nilo Caseres’in yazmış olduğu kitap ve daha başka önemli konuları ile yıllardır yer almaktadır… Biraz merak edenler bu arşivi ve daha başka literatürleri inceleyebilirler. Amerika’da yayımlanmış olan bir çok literatürde, Yücel Dönmez, Burhan Doğançay ve İpek A. Düben’in biyografilerinden alıntılar bulunmakta ve Amerikalı sanatçıların bulunduğu iki ciltlik literatürde Yücel Dönmez’in imza örneği de yer almaktadır. İngiltere’de yayımlanmış olan farklı mekanlarda farklı malzemeler ile sanat konulu bir araştırmada , Richard Long’dan sonra, “Yucel Donmez’in Kar Resimleri” yer almaktadır. Richard Long’un Kavramsal sanatın yaratıcılarından bir olduğu da biliniyor… Elbette Türkiye’de örneğin Arter veya Salt gibi ayırımcılık örnekleri sergileyen kuruluşların bunlardan haberi yoktur…
Türkiye’de görsel sanatlar piyasasında etik olmayan oyunların oynandığını bu konuyla ilgilenen herkes bilmektedir. Öncelikle şunu masaya yatırmak gerekiyor, örneğin, adları göklere çıkarılmaya çalışılan bazı isimlerin, sanatta neden değerli oldukları ve değerli olmalarını sağlayan yenilikleri veya bulundukları coğrafyaya sanatları ile ne katkı yaptıkları, hangi uluslararası literatürlere girmiş oldukları belirtiliyor mu? Elbette ki belirtilmiyor, çünkü ayaklı gazeteler ile bir kaç zenginin, o ismin eserlerini satın almış oldukları reklam edilerek, bahsi geçen isimler bir anda sanattan zengin edilmeye çalışılıyor. Elbette bu arada o isimleri pazarlayanlar asıl kazançlı çıkanlar oluyor…
Aslında görsel sanatlarda onlarca yıldır yapılan yanlışlar düzeltileceğine, hala üzerine yenileri eklenmeye devam ediliyor; örneğin, pandemi ile birlikte patlayan Instagram müzayedeciliği ile, ortaya bazı isimler çıkarıldı ve bu isimler sanki ülkemizin üstün sanatçıları gibi pazarlandı ve bu sayede sanata yatırım yapmayı planlayan genç yatırımcılar da aldatılmış oldu… Bu sanat dalındaki en çarpık durum, sanatçılar hakkında, sanat tarihçileri ve eleştirmenlerin yorum yapmaları gerekirken, ehliyetsiz, konu ile ilgili eğitimi olmayan ve resim sanatını sadece fırçayı veya kalemi ustalıkla kullanabilenler üzerinden kendi kafalarınca değerlendiren bir takım insanlar yapmaktadırlar. Durum böyle olunca da, neyin yüksek sanat neyin poster anlamında hobi sanatı olduğu birbirine karışıyor. Bir zaman sonra konunun hassasiyetini hisseden bazı akıllı koleksiyonerler de, araştırmaya başlayarak daha akıllı kararlar verebiliyorlar. Yalnız sanat yatırımını araştırarak yapanların yanı sıra, hala birilerinin ağzına bakarak veya çevrelerine bir nevi hava atabilme amacıyla, gözü kapalı karar verenlerin sayıları da az değil…
Sanat galerisi veya satıcısı veya müzayede kuruluşları, pazarladıkları sanat eserinin, sanatçısının neden önemli olduğunu belgeleri ile açıklamak durumundadırlar. Yoksa, “iyi sanatçıdır, bakın birileri almak için sıraya giriyor, Bakın fırçasını nasıl ustalıkla kullanmış” gibi algı oluşturma amaçlı söylemler ile sanatın değeri ortaya konulamaz. Ülkemizde bu sanat dalının kopyacıları ayıklanacağına, giderek çoğalıyor sanki…Pinterest sanatçıları veya yabancı sanatçılardan yaptıkları alıntılar veya müthiş etkilenmeler ile boy gösteren bazı isimler, sanat piyasası tarafından desteklenirken, özgün çalışmalar yapan bir çok sanatçılar da, kendilerine teklif gelmediği için, bağımsız olarak çalışmalarını sürdürüyorlar. Akıllı sanat yatırımcısı veya koleksiyoner, yatırım yapacağı sanatçıyı iyice araştırır ve ona göre seçimini yapar. o sanatçının, bütün dönemlerine ait çalışmalarını toplar ve zamanı geldiğinde de, ödülünü alır.
1970 li yıllarda Fahrinüsa Zeyid’in eserlerini çok uygun fiyatlarla alanlar, uzun dönem yatırım olarak düşündükleri için, büyük kazanç sağladılar. Ömer Uluç, Erol Akyavaş, Burhan Doğançay, gibi sanatçıların eserleri de bir zamanlar herkesin alabileceği fiyatlardaydı.
http://www.yuceldonmez.com http://www.yuceldonmez.net http://www.artıstofthe21stcentury.com
Bugün görsel sanatlar sanki moda dünyası gibi algılanmaya da başladı. Jeff Koons biblo yaptı diye, ülkemizde biblo sanatı, sanatsal heykeller olarak piyasayı sardı. Baktığınız zaman şirin görünümlü ve esprili olarak gözüken bu tür heykel biblolar, çeşitli teknolojik yollar ile üretiliyor ve fabrikasyon şeklinde de çoğaltılabiliyor. Bugün dijital sanata karşı ön yargılı olanların, bakıyorsunuz biblolara karşı ilgileri artmış durumda. Çünkü, biblolar ile etrafa hava atılabiliyor çünkü herkes gerçek sanatın gözlemcisi değil ki. Gördükleri zaman çok güzel demekten başka şansları yok ki, sanatsal açıdan eleştirme yoluna gitsinler…
Gerçek bir sanat alıcısı önce sevdiği eserin üzerine gider. çok sevdiği için almak istiyorsa, o eserin yatırım olup olmadığına bakmaz, çünkü eseri koyacağı yerde zevkle izleyebilecektir… Eğer ki severek alacağı eseri yatırım olarak ta düşünen sanatsever veya koleksiyoner, önce sanatçısını tanır. Sanatçı neden önemlidir, literatürlerde yer almış mı, görsel sanatlar dünyasına yaptığı bir katkısı var mıdır, hangi uluslararası sanat müzesi ile etkinlik açısından ilgisi olmuştur, hakkında yazılmış kitapları ve yazarlarının sanat dünyasındaki önemleri. kamuya mal olmuş eserleri var mıdır ve sanatçı sürekli kendisini yenileyen çalışmalar yapmakta mıdır… Daha başka sorular da eklenebilir ve sonuçta sanatçının bu özelliklerin hangilerine sahip olduğu açısından da değerlendirilmesi yapılır…
Gönül ister ki, sanat eğitimi verilen okullarda öğrenciler, özgün birer sanatçı olabilmenin önemini öğrenmiş olsalar. Oysa dün okulu bitirmiş öğrenci, bugün koltuğuna vurduğu tuvallerini satabilmek için çare arıyor ve piyasayı bulduğu zaman da, bulunduğu durumun çok üzerinde pazarlamaya çalışıyor. Oysa önce kendisini sanat açısından kanıtlaması daha doğru olmaz mı… Kanıt olduğu zaman değer de ona göre biçilir…
























































