ART ON GALERİ PİYALEPAŞA’DA EŞSİZ BİR SERGİ

Sunal Gemici

İtalya’nın Stazzema kentinde yaşayan Türk asıllı sanatçı Ümit Turgay Durgun,’un “Palimpsest” isimli sergisi, Art On Piyalepaşa galeride 07.11 – 12.12.2026 tarihine kadar izlenebilecek.

Küratörlüğünü Levent Çalıkoğlu’nun yaptığı sergide, kinetik sanatın farklı örnekleri de yer alıyor.

SERGİDEKİ ESERLER HAKKINDA

Ümit Turgay Durgun’un heykellerinde ilk karşılaşma, tanıma ile tereddüt arasında gerçekleşiyor. Bir kuşu, boynuzlu bir başı, dallanan bir ağacı ya da gövdesini doğrultmaya çalışan bir canlıyı hatırlıyoruz. Ancak bakışımız biçimin çevresinde dolaştıkça bu tanıdıklık değişiyor. Organik kıvrımlar geometrik kesitlerle karşılaşıyor; bütünlük duygusu, ek yerleri ve kesintilerle yeniden sorgulanıyor.

Bu heykellerin etkisi, tanınabilir bir varlığı ne ölçüde betimlediklerinden çok, o varlığın nasıl dönüşebileceğini düşündürmelerinde yatıyor. Gövdeler uzuyor, çatallanıyor; kimi zaman bir kanat, kimi zaman bir uzuv olabilecek çıkıntılar kazanıyor. Böylece izleyici, gördüğüne kesin bir ad vermeden önce onun duruşunu, ağırlığını ve taşıdığı gerilimi hissediyor.

“Palimpsest” başlığı, bu karşılaşmayı okumak için verimli bir anahtar sunuyor. Önceki yazının izlerini bütünüyle kaybetmeden yeniden yazılan bir yüzeyi anlatan kavram, burada biçimlerin katmanlı yapısıyla ilişkilendirilebilir. Heykeller, geçmişinden bazı parçaları koruyarak başka bir varoluşa geçen bedenler gibi görülebilir. Kesikler ve birleşmeler, bu dönüşümün görünür işaretlerine dönüşüyor.

Özellikle pürüzlü alanlarla düzgün yüzeylerin birlikteliği dikkat çekiyor. Işığı kesintisiz taşıyan bir kıvrım, bir anda kırılmış izlenimi veren koyu bir bölgeye ulaşıyor. Göz, bu geçişlerde yavaşlıyor. Yüzey, dokunma isteğini harekete geçirirken biçimin oluşumuna ilişkin sorular da uyandırıyor: Neresi korunmuş, neresi değiştirilmiş, nerede yeni bir bütün kurulmuş?

Art On kurucusu Oktay Duran, Artkritik.com editörü Yücel Dönmez ile.

Mavi ve yeşil tonlar, koyu ve toprak renkli kütlelerle birlikte bu bedensel çağrışımları çoğaltıyor. Renk, hacmin farklı bölümlerini belirginleştirerek heykelin nasıl okunacağını etkiliyor. Bazı yapıtlardaki metalik, boru benzeri uzantılar ise dal, kök ve mekanik parça çağrışımlarını aynı gövdede buluşturuyor. Bu birliktelik, canlılık ile inşa edilmişlik arasında güçlü bir gerilim yaratıyor.

Kaideyle kurulan ilişki de bu dilin önemli bir parçası. Bazı örneklerde figürün altındaki yüksek, yarılmış ya da işlenmiş izlenimi veren kütle, yapıtın anlatımına doğrudan katılıyor. Heykelin nerede başlayıp nerede bittiğine dair sınır genişliyor. Duvara ve zemine düşen gölgeler de uzantıları çoğaltarak biçimin mekândaki etkisini büyütüyor.

Bir Cevap Yazın