ESERLERİYLE KENDİ FELSEFESİNİ KURAN SANATÇI NURHAYAT ALTUNCUOĞLU

Sunal Gemici

Nurhayat Altuncuoğlu ülkemizde kendi felsefesini  eserlerine yansıtan ve bunun açıklamasını da gerçek bir sanatçı olarak ortaya koyan ender değerlerinden biridir.

“Sanatçı ortaya koyduğu eserlerinin okumasını da ortaya koyarak, felsefesini ve vermek istediği mesajını açıkça ortaya koyabilmelidir. Yoksa yapılan çalışma bir hobiden öteye geçmez ve ancak bir poster değeri taşır.

Ülkemizde adına galeriler, müzayedeciler denilen bazı sözde sanat oluşumları,  sanat adına poster değerini aşmamış olan bazı çalışmaları önemli sanat olayı gibi sunarak, bir yerde sanata yatırım yapmak isteyen kesimi  yanıltmış oluyorlar.

Dijital baskıların üzerini boyayarak gerçek yağlıboya eser gibi sunanlar şunu bilmeli ki, bu yaptıkları gerçek sanat eleştirmenlerince kabul görmemekte ve iddia edildiği gibi de bir değerleri bulunmamaktadır.

Evlerinin dekoruna göre sanat eserinin rengini seçen bir kesim için belki bu uygulamalar yerinde olabilir de, gerçekten koleksiyon yaparak yatırımlarını geleceğe taşıma amacı güdenler için bu durum kabul edilemez.” Diyen Altuncuoğlu, “Ne yazık ki, 32 yıldır hiçbir ne galerici ne de sanat adına ahkam kesenler kapımı çalmadı ve ne yaptıysan kendi çabalarımla yaptım. Bu yüzden ülkemizde   yığınla sanatçı da bu sorunlar yüzünden ya sanattan uzaklaşıyorlar ya da ortada dönen manipülasyonlar yüzünden mağdur oluyorlar.” Diyerek bugünkü sanat iyasasına olan tepkisini dile getirdi.

Nurhayat Altuncuoğlu’nun kendi çalışmaları için açıkladığı felsefesi ise şöyle;

“Mistik yansımalar, maddi dünyanın ötesinde sezilen ruhsal gerçekliklere açılır. Bu alan, aklın ve mantığın sınırlarını yok saymadan, onların tek başına açıklayamadığı yaşantıları sevgi, sezgi ve içsel deneyim aracılığıyla kavramaya yönelir. Sembolizm ise görünmeyeni görünür kılan bir anlatım dili olarak, resimdeki biçim ve imgeleri daha derin anlamların taşıyıcısına dönüştürür. Nurhayat Altuncuoğlu’nun bu yaklaşımı, izleyiciyi yalnızca gördüğü biçimlere değil, onların uyandırdığı içsel ve ruhsal çağrışımlara da bakmaya davet eder.”

Bir Cevap Yazın